Kaybedenler Kulübü

1 ayı geçti bu filmi sinemada izleyeli. Üzerimde pek bir iz bıraktığı söylenemez ama yine de iki satır yazmak istedim hakkında.

Nejat İşler’i severim; onu düşündüğümde ilk olarak Aliye’de ve Bıçak Sırtı’nda oynadığı roller gibi iyi bir adam gelir genelde aklıma. O yüzden bu açıdan biraz ilginç geldi bu rolü zira adamımız “kötü” bir adam olmamakla birlikte bir tür “ıssız adam” sanki. Bana kalsa boş adam bile denir diye devam etmek istiyorum aslında ama o kadarı da karaktere haksızlık olur.

Kaan ve Yiğit hayattan sıkılmış tipler. Yiğit filmin sonuna doğru ne yapmak istediğini keşfedip bir iş sahibi oluyor-normal bir işi varsa bile o kısmı bize göstermedi yönetmen-, Kaan ise filmdeki ifade ile “kimsenin okumadığı kitapları basan” bir yayınevi sahibi. İki kanka birlikte Kaybedenler Kulübü adında bir radyo programı yapıyor. Program dikkat çekmeye başladıkça da ilginç diyaloglarla karşılaşıyorsunuz ama öyle çok büyük bir olay ya da hareket beklemek boşuna. Bittiğinde de bir sonuca ulaşıyor mu ya da baştan ulaşmayı amaçlamış mıydı acaba diye düşünüyor insan zira benim açımdan ulaşılan bir sonuç yok ama elbette ki bakış açısı meselesi. Bir de onların sıkıntıları bana mı vurdu nedir bilmem ama içim sıkılmış olarak çıktım filmden. Giderseniz gülerek ayrılmayı beklemeyin yani, benden söylemesi.

En tatlı sürprizlerden birisi elbette ki Serra Yılmaz. Ferzan Özpetek filmlerindeki göçmen yakın arkadaşı oynarkenki sevecen tavırlarını bu sefer de bir annenin kılığında sunuyor bize. Ahu Türkpençe arada dizilerde oynadı mı bilmiyorum ama benim için Bir İstanbul Masalı’ndaki ne istediğini bilmeyen, hafif şımarık kızdır kendisi, yani Esma olmaktan kurtulamamıştır. O dizideki karakterinin tutarsızlıkları ile bu filmdeki rolü arasında bağlantı kurmak benim için çok zor olmadı adamı önce “çılgın” diye sevip sonra “belli kalıplara uymadığı” için hayal kırıklığına uğraması ve adamı değiştirmeye çalışması nedeniyle. Lakin bu yaptığının çoğu kadının yaptığı bir şey olduğunu ve şımarıklıkla alakalı olmadığını anlayacak kadar büyümüş olmam dolayısıyla buna laf etmenin zor olduğunun da farkındayım.

Son olarak sevgilim yoğurdu bilinçli bir şekilde özel yapım halıma dökecek gözümün önündeee…Var ya!?

Filmin en dikkat çekici lafı ile bitireyim, siz de fragmanı izleyin bari : “Sizinle daha önce sevişmiş miydik sayın dinleyen?”

 

E meğer bu gerçekten olan bir radyo programıymış, hem de aynı formatta!!? E ama yuh bana!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s