Taşınma (nam-ı diğer anneanne kaprisi)

Anneannem birkaç hafta önce bizim de oturduğumuz sokaktaki evinden, bize 2 saat uzaklıktaki eski muhitine  taşındı. Hala aynı şehirde hatta aynı yakada yaşıyoruz güya ama oturduğu yerden binilen dolmuşlar “Haydeeee İstanbulistanbulistanbul” diye bağırarak müşteri topluyor.

Yakında oturan tüm çocukları taşındığı için gözümüzün önünde olsun istemiş, bizim sokağa taşımıştık; bir zorlama olmadan, böylesinin daha mantıklı olacağını bilerek taşındı gezip beğendiği şirin bir eve. Aradan 2 sene geçti, anneannem evini hiç sevmedi; her gelene “beni bu eve tıktılar, ne biçim yer” dedi, zorunda olmadan dışarıya çıkmadı, bize bile geliş sayısı bir düzineyi geçmez. Parklar uzakmış, yokuşmuş, gitmek için yol geçmesi gerekiyormuş, havası pismiş, marketler çok pahalıymış, satılan sebzeler taze değilmiş, (Beşiktaş Belediyesi’nin yaşlılar için kurduğu)Yaşam Evi ne biçim yermiş, orada yaşlılarla oturacağına kendi evinde otururmuş ve sair şeyler duyduk bu sürede. Ama bu arada annem her gün yanına gidiyor, zorlanacağını düşündüğü işlerini hallediyor, evden çıkmadığı için alışverişini yapıyor, kardeşimle ben iş/okul dönüşü gidiyoruz, hiç zaman yoksa kapıdan uğrayıp ihtiyacının olup olmadığını soruyoruz.

Hiçbir mantıklı açıklaması olmamasına rağmen (çünkü ev gerçekten de kötü değil, aksine benim ayrı eve taşınsam yaşamak isteyeceğim bir yer, park cidden uzak değil, muhitin havası pis değil, biz sürekli yanındayız ve üzerine titriyoruz) anneannem mutlu olmadı. Hatta annem dışarıda gördüğü yaşlı teyzelere anneannem adına arkadaşlık bile teklif etti, onlarla bile pek ilgilenmedi.

Sonuçta eski evinin olduğu sitede başka bir ev bulundu. Uzak olduğu ve arabamız olmadığı için ancak 2-3 ayda bir gelebileceğimiz söylendi, kendisine hiçbir yardımımız dokunamayacağı özellikle belirtildi. Yine de taşındı.

Ancak bana kalırsa çok mantıklı kararlar vermiyor. Mesela bacaklarını indirip kaldırmakta zorlandığı için yeni evdeki küveti kaldırtıp yerine duş yaptırma fikrini inatla reddetti; şimdi o kalkarsa iş daha uzarmış. Yahut mesela yeni evinin deniz gördüğünü sanıyor; annem kendisine önünün bina ve ağaç olduğunu hatırlattı. Cevap şu: kışın o ağaç yapraklarını dökünce görürüm ben denizi. En önemlisi ise daha yeni oldu; yolda yürüyememiş ve yere yığılmış. Doktora gidildi, EMG falan çekildi; meğer sinir sıkışması söz konusuymuş. Esas doktorunun(tansiyon ve şeker için gittiği) tavsiye ettiği doktor ameliyat lazım ama bu hastalıkların dolayısıyla tehlikeli olabilir, önce ilaç deneyelim demiş. Kendi doktoru ise duruma bakınca ilaçları sakın alma, doğrudan ameliyat olman lazım diyor. Anneannem ise sırf taşınma işi sekteye uğramasın diye “ben o ikinci doktoru sevdim, o doğru söylüyordur” diyerek reddetti yeniden durumuna baktırmayı ve elbette ameliyatı.

Hatta doktordayken bu hastalık yürümemekten olur mu diye sormuş, doktor olabilir deyince “benim evim çok küçük de, yürüyemiyorum” demiş. 100 metrekare evden bahsediyoruz yahu, gel de çıldırma!

Oraya neden dönmek istediğini sorduğumuzda cevabı “orada dışarıya çıkınca herkesle selamlaşıyordum” oluyordu. Halbuki eğer ki çıksa idi, burada da yapacaktı o dediğini ama işte…

Dileğimiz yakın zamanda sağlığına bir şey olmaması ve orada bulacağını düşündüğü mutluluğu bulması. Aksi halde bizim eve, yanımıza taşınmak zorunda kalacak ve ne kadar iyi anlaşırsak anlaşalım evdeki kimse için güzel bir gelişme olmayacak bu.

Buradan çıkartacağımız bir ders var mı emin değilim ama bu taşınma sürecinde kiminle konuştuysam “umarım ben yaşlanınca böyle olmam” dediğini biliyorum. Muhtemelen her torun gibi, ben de anneannemi çoook seviyorum. Zamanında “çocukluğumdan beri büyükler arasındaki en nefis suç ortağımdır, birtanemdir” diye yazmışım hatta bir yerlere ve ne güzel ki hala da böyle hissediyorum. Lakin üzülerek de olsa, -ben de diğer herkes gibi- umuyorum ki yaşlanınca onun gibi olmam…

NOT: “Ama işte öyle deme, herkesin kendi ortamı, yaşlanınca sen de öyle olursun, kapris değildir, haksızlık ediyorsun” falan demek isteyebilirsiniz, abartıyor olduğumu düşünüyor olabilirsiniz vs. Buna verecek tek cevabım var: “Yok, o öyle değil”.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s