Kuzeyden selam getirdim (ve azicik bronzlasmis da olabilirim)

Yeterliliğe çalışmak için bu sene yalnızca 1 hafta izin kullandım ve atladım ülkenin en kuzey ucuna gittim. Tam da bu yüzden bir çok kez “X: Tatile nereye gidiyorsun? / Newrüm: Sinop / X: Neden?” diyaloğu yaşandı. Bana boş bakan yüzleri arkamda bırakarak düştüm yola.

Memur çocuklarının çilesi taşınılan her yeni yere arkada arkadaşlarını bırakarak gitmeleridir. Kendi çocukluğum bakımından, oradakilerle bir daha iletişime geçmenin çok çok zor bir şey olduğunu söyleyebilirim  zira e-posta ve Facebook öncesi bir dönemden bahsediyorum. İşte o yüzden benim sadece 1 tane çocukluk arkadaşım var. Arkadaşlığımızın temelleri anaokulu çağında İzmir’de atıldı, devamı ise ancak ilkokul sonrası Ankara’da geldi. Sonrasında yıllarca görüştük, taa ki ben İstanbul’a taşınana kadar. O zamandan beri yılda bir kez görüşürsek şanslı olduk. Neyse efendim; işte bu kızcağızla birlikte, kendisinin anneannesine gittik Sinop’a. Bu gezi, 15 yaşında birlikte gittiğimiz gençlik kampı deneyiminden sonraki ikinci birlikte tatilimizdi ve söylemeliyim ki her açıdan harika geçti. (Her şey için tekrar teşekkürler hayatım;))

İl olmasına rağmen bir tatil kasabası havası veren Sinop’a dair izlenimlerim kısa kısa şöyle:

  • Gece uyuma kısmı müthiş zira dalga ve cırcır bocegi sesleri arasinda yatıyorsun… “Uykuya dalarken hala gulumsuyor olacağıma eminim” şeklinde yazmışım hatta Twitter’a. “Huzurun sesi” diye bir kategori olsa bu ikili oraya dahil olurdu kesinlikle.

  • Sabah telefon alarmı yerine belediye anons sistemi tarafindan uyandirilmak… Kim kiminle ne zaman evleniyor, kim göçmüş, nerelerde su kesintisi olacak, hatta hangi arabanın bulunduğu yerden kaldırılması gerekiyor, hepsini bir çırpıda öğreniveriyorsunuz.

  • En az dalga ve cırcır böceği sesi kadar güzel bir grup: dalga sesi, bira, eski şarkılar ve yanı başında, istediğinde ayağını sokabileceğin deniz. Huzur konusunda diğer grupla kapışır.

  • Yaz=Sıcak=Terlemek şeklinde bir eşitlik vardı hayatımda bugüne kadar. Meğer o en sondaki her zaman eşit olmayabiliyormuş. Misal ilk günler öğlen güneşinin altında yürürken de, plajda güneşlenirken de sıcağa rağmen terlemedim. Dışarı çıktığında şakır şakır olmamak süper bir şeymiş!

  • Ramazan davulcusu görevini pek bir şevkle yerine getiriyor; oynak şarkılar falan.

  • Normalde iki ayrı yer var denize girmek için; birisi kötü olursa diğerine gidiyorsun. Ama mesela ters bir rüzgara denk geldiysen hiçbir yerden denize giremiyorsun, her yer çok dalgalı oluyor. (Burada bir parantez: böyle deniz kenarı yerleşimlerde yerliler hangi tür rüzgar olduğunu biliyor ya, hastasıyım işte onun. Bir gün arkadaşımın anneannesi “bugün gündoğusu var, giremezsiniz denize” dedi, dinlemeyip bir kaç yer gezdik, hakikaten de denize girmek mümkün olmadı)Ve Akliman; Akdeniz’i hatırlatan kumsalına rağmen her yıl en az 5 kişiye mezar olduğu için orada hiç girmedik.

Masaların olduğu yeri kendimize üs belledik. Denize girip çıktıktan sonra sadece kuruma amaçlı güneşte yattık; onun dışında hep tam bu fotoğrafı çektiğim yerde, gölgede takıldık.
  • Bir de “deniz soğuğu” diye bir şey var. İlk gittiğim gün, oraya indiğim gibi denize gittik. Ben gitmeden birkaç gün önceden beri kendime suyun soğuk olacağı konusunda telkinlerde bulunuyorum. Bu telkinler sonucu girdim denize ama cidden çoook soğuk. Yine de sadece ayağımı sokmak istemedim, dalıverdim. Bekliyorum ki, biraz yüzdükten sonra alışayım. Ne mümkün!? Resmen 1-2 dakika sonra ayaklarım uyuşmaya başladı. Meğer o gün deniz soğuğu varmış. Diğer günlerde gayet güzeldi su; Akdeniz gibi değil, ferahlatıyor insanı.

  • Denizden çıktıktan sonra duş almak zorunda olmamak harika bir şey; tuz o kadar az ki, hiç gerilmiyorsun.

  • Sinoplular epey kötü araba kullanıyorlar; yoldaki çukurdan kaçmak için karşı şerite dalmakta ve üzerinize çıkmakta sakınca görmüyor, tek şeritli yolda arabayı yolun ortasına bırakıp gidebiliyor, araç gelip gelmediğini kontrol etmeksizin arabanın kapısını açabiliyor vs. Pür dikkat kullanmak lazım arabayı.

  • Akşamları yapılan (yegâne demeyeyim ama) iki şeyden ağırlıklı olarak yapılanı: meydandaki çay bahçesinde oturup çekirdek çitlemek. Diğeri de deniz kenarındaki akşam pazarında yürüyüş yapmak. Hatta bu iki eylem birbiri ardına gerçekleştirilebiliyor her akşam. Fakat benim şaştığım kısım şu: gelip oturuyoruz çay bahçesine, hemen garson geliyor, “şimdi değil, birilerini bekliyoruz” diyorsun, yarım saat sonra diğer teyzeler geliyor. Garson yine geliyor, “şimdi simit/dondurma/mısır/çekirdek yiyoruz, birazdan” diyorsun. Yine epey bir süre sonra garson gelip soruyor, 6 kişilik masadan toplamda 3 çay siparişiyle ayrılıyor; zira bazı teyzeler çay bahçesinde oturduğu halde bir şey içmek zorunda hissetmiyor kendisini. Ondan sonra 1 saat daha hiçbir şey içmeden oturmak mümkün. Sonra zaten yaşlıların uykusu geliyor, 11 gibi kalkılıyor falan ama asıl olay tüketim konusu. Ve de nasıl para kazandıklarını anlamadığım çay bahçesi sahiplerine karşı  duyulan üzüntü. Zaten o çayı satsa bile para kazanamaması lazım zira 1 lira falan çay dediğimiz şey. Neyse…

  • Sinop mantısının şekli üçgen; içindeki et de Kayseri mantısına göre biraz daha büyük. Bir diğer özelliği cevizle yenmesi; yani üzerine sos ve yoğurt dökmeden sadece ezilmiş ceviz döküyorsun. Acayip lezzetli bir şey. Buraya özel diğer hamur işleri ise nokul ve katlama; yağlı biraz ama ben en çok katlamayı sevdim. Bir de simiti İstanbul’a göre daha ince; hepsini yeyince şişmiyorsun.

  • Şahin Tepesi eskiden gençlerin arabayla gidip içtikleri bir yermiş,  şimdi masa falan koymuşlar, süper manzara eşliğinde gün batımını izliyorsun. Yalnız o güneş ne hızlı batıyor yahu. “Güneşin koşarak batması, sisin ise güneşin batışını fırsat bilip koşarak inmesi” diye not almışım-ki aynen de böyle oldu; güneş battığı gibi etrafımız bembeyaz oldu.

Daha geniş alabilseydim fotoğrafta daralan kısmın sol taraftan da daraldığını ve boğaz gibi olduğunu görebilecektiniz. Ama alamadım:)
  • Hamsilos diye bir yeri var; fiyort diyorlar ama gerçekte değilmiş. Tanımlamak için doğa harikası demek yeterli sanırım. Giriş kısmında yosun olduğundan giremedim orada denize ama çok kötü aklım kaldı. Bir daha gidersem deniz ayakkabısı falan edinip orada yüzmek istiyorum. Fakat olur, yazdıklarımı okur özenirsiniz, önceden uyarayım: yanınızda oraları bilen birisi yoksa sakın girmeyin. Zaten yukarıdan bakınca her yer ağaç ve girebileceğiniz bir nokta yokmuş gibi duruyor. Kayalardan aşağı inip dikkatlice denize inmek lazım girmek için.

  • Akşamları herkes deniz kenarına gelince her yer tıklım tıklım oluyor, bazı mekanlarda yer bulunmuyor; her akşamı cumartesi havasında yaşıyorsun.

  • Ve son olarak, snob şehirli gibi görünmeden hava alanına ilişkin tespitler: Uçaktan inince otobüs beklemeden 30 adım sonra bagaj alım bantına ulaşmak, 3 adım sonra da oradan çıkmak. Uçağın inişini hemen yandaki parmaklıklardan izleyenler. Otopark ücretinin 3 lira olması. Bekleme salonunun ise en fazla bizim salon kadar olması.

Sonuçta ilk defa gittim Karadeniz’e ve epey sevdim;  sakin bir tatil geçirmek için ideal bir yermiş Sinop. Ayrılırken eğer röportaj yapmak isteselerdi “burasi şok güzelmiş, yine gelecek ben!” diyecektim ancak yapmadılar. Sağlık olsun, ben de buradan duyurdum işte tekrar gitme isteğimi. Arkadaşcığıma uyarı olsun:)

Ve bu tatille ilgili anahtar kelimeler: ayışığı, andaç, şen dondurma, çekirdek, çay bahçesi, nokul, katlama, yalı, tekne turu, sinop mantısı, şahin tepesi, bepanthol, “hava bulutlu yakmaz”, asiye sultan, simit, pide, dooors, bulmaca, gölge, “nerede kaldınız”, yosun, ördek, deniz soğuğu, “kapacaklar sizi”

NOT: Fotoğraflar pek güzel değil zira yanımda fotoğraf makinesi götürmemiştim. “HTC ile ne kadar olursa artık” diyerek belgeledim tatilimi. Sonuçtan rahatsız olsam da, uğraşamadım makine taşımakla.

Reklamlar

Kuzeyden selam getirdim (ve azicik bronzlasmis da olabilirim)” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s