İyi insan – no:1

İhtiyacı olduğunda -hatta bazen ihtiyacı olduğunu fark etmediği zamanlarda – tanımadığı kişilerden gelen yardımlar normale göre daha mutlu eder insanı. Bu olayları unutmasan da, sende haksızlığa uğramışlık duygusunu yaşattıkları için etraftaki saçma tiplere iyice diş bilediğin hatta kinlendiğin anlarda hatırlasan, böylece iyi insanların hala var olduğunu görüp kendini sakinleştirsen ya?

Çok depresif bir ruh halindeymişim gibi oldu böyle yazınca ama inanın değilim. Sadece bu anları biraz çokça yaşadım şu sıralar. Amaç -eğer biraz mizahi bir dille yaklaşırsak – “böyle bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum” şeklinde bir isyana ulaşmadan frenlemek duyguları. Böyle süper bir amaç için üç-beş satır karalamışım çok mu? O yüzden buyurun blogun yeni kategorisine : “iyi insan” 🙂

Birkaç yıl oluyor, Hamburg’dayım(“Geçen yine Avrupa’dayım…”). Odanın rezervasyonunda sorun çıkmış, resepsiyonistle kavga etmişim, fazladan para vermişim, akşamın 7’si olmuş, hava kararıyor, mekanlar kapalı, yalnızım, hafif üşüyorum ve en önemlisi deli gibi açım.

İşte bu durumdayken girdim Gar’dan 15 dakika uzaklıktaki bir puba. Mönü acayip kısır; uzun uzun baktıktan sonra haşlanmış patates gibi bir şey söyledim yanlış hatırlamıyorsam. Yanına da, orada artık su niyetine içmeye alıştığım Beck’s Green.

Hamburg’da iki gün kalıp gezeceğim, sonra da -seyahatin Bremen kısmı dahil edilince- yaklaşık bir aydır uzak kaldığım evime dönüş. Yarın ne yapmalıyım, nereleri gezmeliyim, hava kötü olacak mı, bu akşam gidip erkenden yatmalı mıyım, yoksa şöyle bir dolaşmalı mıyım çarşıda, sonracığıma otele verdiğim fazla parayı alabilecek miyim, bavulumdaki fazla kilolar dolayısıyla ödeme yapacak mıyım vs. bir sürü ufak ve saçma şey birleşip sinirimi bozmuş durumda.

Elimi kaldırıp evrensel “hesap” işaretini çakıyorum garson kıza. Kız hesapla birlikte bir de Beck’s Green getiriyor. Aha diyorum beni yanlış anladı ama neyse sorun çıkaracağıma içerim bir tane daha, ne de olsa gazoz gibi gidiyor namussuz:) Ve fakat kız bana hesabı verdikten sonra Beck’si uzatırken eliyle ileride barda oturan bir adamı gösterip “bunu size oradaki adam gönderdi” diyor. Panik oluyorum; ne de olsa alışmışız bunun sonrasında illa ki bir “kötülük” yahut “ahlaksız bir teklif” gelir şeklinde düşünmeye. Yine de Beck’s Green sevgim ağır basıyor ve birayı alıp adama teşekkür anlamında başımı sallıyorum. Adamın niyeti konusundaki şüphelerim devam etmekle birlikte kapağını kendim açmış olmanın verdiği rahatlama ile içiyorum; ne de olsa içine bir şey atılmış olamaz.

Neyse efendim, bir süre sonra bitiriyor ve otele yollanmak üzere kalkıyorum. Çıkarken de öküzlük olmasın diye adama teşekkür etmeye gidiyorum. Paronayak aklım hala çılgınca çalışıyor; adam nerede oturuyor? Hah pubın ortasındaki barda, etrafta da insanlar olduğuna göre bana bir şey yapamaz, hem zaten bir danke deyip gideceğim diye düşünerek ilerliyorum iki adımlık yolda.

Adam aşağı yukarı 50’li yaşlarında gibi duruyor; önünde birası ve çereziyle oturuyor. Yanında bitip teşekkür ettiğimde ise şunu diyor bana: “Çok üzgün görünüyordun, seni biraz olsun mutlu etmek istedim”.

Bunun üzerine nereden gelir nereye gidersin konulu ufak bir muhabbet ediyoruz ve nihayet çıkıyorum oradan… tasalarımı unutmuş halde ve kocaman bir şekilde gülümseyerek.

(Fotoğraf “Başkalarının Hayatı”ndan)
Reklamlar

İyi insan – no:1” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s