Terbiyesiz! ve daha neler neler…

Blogun üst tarafındaki “Anlamsız Geyikler” bölümündeki sözlerin bir kısmının ardında yatan hikayeyi burada paylaşmaya karar verdim. Olur ileride unuturum falan o geyiklerin nereden geldiğini; öyle olmasın istedim.

Efendim lisans zamanından yakın bir arkadaşımızla mezuniyetten sonraki bir zamanda buluştuk Asya ile birlikte, oturduk, birbirimizden uzak kaldığımız yazı anlatıyoruz. Asya o sene mesleki bir programa katılmak üzere yurtdışına gitmişti Samet’le birlikte, orada da 2 günlük bir yaz kaçamağı gibi bir şey yaşamış ondan bahsediyor ayrıntısız bir şekilde “böyle de bişiy oluverdi” tadında.
Ben de atlayıp “Peki o zaman Asya söyle bakalım, dil dile değmeden dil öğreniliyor muymuş?” dedim geyik olsun diye.
Diğer arkadaş şöyle bir durdu, ağzının içinden bir şey söyledi. Ne dediğini sormam üzerine “sen de iyice terbiyesiz olmuşsun” deyiverdi!
Ne alaka?
Ben hiçbir zaman “terbiyeli” olduğumu iddia etmiş bir insan evladı değilim, gerektiğinde göte göt de derim-ha her zaman demem tabi, genelde dost meclislerinde derim, densiz bir tip değilim:) Ama beni terbiyesizlikle itham ettiği konu çok komik değil mi?
Bu çıkıştan sonra yakın arkadaş grubum bana sürekli “sen terbiyesizsizsin zaten” diye takılır oldu.

Ha aynı süper tespit insanı, hem de aynı gün, sayısal loto yatırmak üzere bayi önünde uzun kuyruklar oluşturmuş insanları görünce “aaa millete bak, nasıl da sıra olmuşlar” tarzı bir tespit yapan bendenize “Bakıyorum da sen çok paragöz olmuşsun” da dedi! Evet evet bunu da yaptı!
Allah’ım nedir benim senin bu kulundan bu çektiğim?

Lisans bir ya da ikinci sınıftayız, kütüphanede kuzu kuzu ders çalışıyoruz. (O zamanlar kütüphanemiz süper sessiz, harika çalışılabiliyor) Bendeniz de o zamanlar ciddi biçimde üşüyen bir insan olduğumdan, içerisinin sıcaklığı yetmemiş, montumu da omzuma almışım. Derken ileriden bir yerlerden gülüşme ve yüksek sesle konuşma sesleri ulaştı kulağımıza. E rahatsız ediyor bizi haliyle, konsantre olamıyoruz. Kalkıyorum, bir hışımla gidip köşeyi dönüyor ve 3 kişilik gruba “arkadaşlar, çalışıyoruz, sessiz olur musunuz?” tarzı bir şey söylüyorum. Ama tabii mont omzumda ve bu sert çıkış sonrası yeirme dönerken aynen külhanbeylerine benziyorum. O zamandan beri çok sinirli olduğumuzu yahut sinirleneceğimizi belirtmek için “montu omza almak” deyimi kullanılıyor grubumuzda.

Hani yazlık beldelerin yerlilerinden bazı teyzeler vardır, denize bildiğin entari ile girerler. Kıyafetleri üzerlerine yapışınca mayoludan bile seksi olur hatta bazıları :p İşte efendim o teyzelerin “koca”larının bunlara genellikle söylediği sözdür “hatlarını belli ediyor, içine bir şey giy”. Genellikle diyecek kadar örnek görmedik ama olsun, genelleme yapmanın dayanılmaz hafifliğini hissetmek istedim bir an.

“olduğu halde gelmek” kalıbı hukukta çok kullanılır. Bu meslek grubu dışındak insanların bu kullanımı gerizekalıca bulduklarına eminim ve sonuna kadar da haklılar bence ama var işte böyle bir kullanım ve sonradan alışıyor insanın dili. Bu kalıp normalde düşündüğünüzün aksine “olmasına rağmen” anlamı katmıyor cümleye, sadece “birşeyle birlikte/belli bir şekilde gelmek” anlamında kullanılıyor. Şimdi bir de cidden memelerini normal bir dekoltenin ötesinde açan hatunlar var; memelerini sevdiklerinden, göstermekten hoşlandıklarından ya da bambaşka bir sebepten, bilmiyorum ama var böyle kadınlar. İşte bunları gördüğümüzde kullandığımız bir kalıptır “memeleri olduğu halde gelmiş”. Bunu söyleyince aklıma Banu Alkan’ın “Neremi” klibi geliyor. Hani boyuna yakın bir süs havuzuna yaklaşıyor da, sonra elleriyle memelerini kavrayarak o havuzun içine koyuyor ya…Ha işte orada resmen “ben geldim, bakın bunlar da memelerim” demiyor da ne diyor Allah aşkına?:) (Not: Biliyorum,55 kere meme dedim ama normalde “göğüs” derim ben normal hayatta, burada kavramı açıklayayım derken öyle oluverdi:))

“Çaba lazım” lisanstan bir arkadaşımızın sloganıdır sevgili bulma mevzularında. Hatta genelde de Asya’ya yöneltilmiş olurdu. Yani ne diyor? “Bak ben çok çaba sarfettim bu ilişkim için, sen de bir şeyler yap, oluruna bırakma sevgili meselelerini”. Ha bir işe yaradı mı bu arkadaşımızın söylemleri? Evet, bak ne güzel geyiğini yapıyoruz arada.

Çok ilginç bir şey oldu!
Böyle deyince epey olağanın dışında bir hikaye beklersin karşındakinden değil mi? Biz de bekledik, hep bekledik…Ama anlatılan şeyler “işte öyle oldu, böyle oldu, ben de işte eve gittim, okula geldim sonra” gibi dünyanın en olağan ve sıkıcı şeyleri olunca biz de heyecanlanmayı bıraktık o kalıbı duyduğumuzda. Elbette ki belli bazı kişilere karşı sadece. Şimdi, ne zaman normal muhabbet edecek olsak yani heyecanlı bir şeyler dönmeyecekse muhabbette “çok ilginç bir şey oldu” diye başlamak farz:) Ha gerçekten ilginç bir şey oldu ise de “bu sefer cidden ilginç bir şey oldu” diyoruz.

İşyerindeki çalışma arkadaşlarımızdan ufak bir kısmının bir alışkanlığı var. Birlikte çıktığımız öğle yemeklerinde herkesin ne yediğini sormadan sipariş vermiyorlar. Ve yemeğe gidilen mekan her gün gittiğimiz esnaf lokantası bile olsa değişmiyor bu alışkanlık. “Sen ne yiyorsun?…Peki sen ne yiyorsun?” diye teker teker sormalar, sonra da bazen “güzel mi?” diye eklemeler. Bununla kendi aramızda o kadar çok dalga geçtik ki, artık ne zaman bunu deseler gülmekten cevap veremez hale geliyorduk. Neyse ki yemekhane çıktı da mertlik bozuldu :p

Allah’ım ne kadar moda oldu bu “yüreğine sağlık” lafı! İlk duyduğumda mantıklı gelmişti, her şeye eline sağlık denmez sonuçta ama artık öyle her şeye birden söyleniyor ki, kusacağız biraz daha duyarsak; tabii grup içi birbirimizi kızdırma amaçlı kullanmalar hariç.

Efendim mesela bizden birisi bir yere gitmek istiyor hep birlikte. O zaman bunu “X’e gidelim mi?” şeklinde değil de “Ha X’e gidelim diyorsan, bana uyar” şeklinde, gitmek sanki tamamen karşı tarafın isteğiymiş gibi ifade ediyoruz. Ne gibi bir faydası var? Bilmiyorum ama napalım, kural kuraldır :p

“Yürügghızz!” ise internette gördüğümüz bir videodan geliyor. Hatta hemen şöyle aptal bir link buldum, aha buradan http://bit.ly/cFqK4U Her ne kadar burada tam anlaşılmıyorsa da “Ghalk ghızz soğan hazırla gerizeghhalı” diyor teyze, bir de kızcağızın omzunu dürtüyor. İşte çok feci sardı, böyle omuz dürtüp de “yürüghızzz!” demeden yapamıyoruz. Olmuyor bir türlü…

Bıyığı kesmek çok ilginç bir şey değil ama bir kız diğerine “bıyığı kestim” dediğinde eğey eğlenceli oluyor. Bunu neden söylüyoruz peki Asya’yla? Efendim bazen kuaföre gidişler uzayabiliyor, bir müdahalenin zamanı da gelmiş oluyor. İşte o zamanlardan birinde kuaföre gidip pür-i pak şekilde çıktığınızda arkadaşınıza “bıyığı kestim” diye haber veriyorsunuz ki, sizi bıyıksız görünce tanımamazlık etmesin :p Abartıya dayanan bir kız geyiği yani:)

Son olarak ise sevgili Samet’in bir potu var. Efendim Cemşid’siz bir fasıla gitmiştik dörtlü olarak. Asya ve Samet karşımda oturuyor, İlyas da yanımda. Nükhet Duru’dan bahsediliyor, sonra da Cenk Eren akla geldi elbette. Samet dedi ki “Cenk Eren de gaymiş”, sonra bunun aslında kötü bir şey olmadığını, tepki vermemesi gereken bir şey olduğunu hatırlayıp sıvadı “ben de adamı neyle suçluyorum canım”. Şimdi buraya kadar komik bir şey yok, ileride komikleşecek sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Komiklik asıl burada zira masamızdaki 4.kişi gay!

(Bu yazıya taaa Haziran’da başlamışım, iki paragraftan sonrasını getirememişim. Bitirmek Kasım ayına kısmetmiş. Mutluyum:))

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s