Temmuz ayında, gayet de battaniye altında

Geçen yaz çooooook üşümüştüm! Hani bahsetmiştim daha önce, temmuz ayı olduğu halde gittiğim yer buz kesiyordu, kazak, mont falan almam gerekti diye. Allaha çok şükür bu sene memleketimdeyim, büyük bir zevk içerisinde sıcaklarla uğraşıyorum, zira ben bunaltıcı da olsa her zaman için sıcağı soğuğa yeğ tutmuşumdur. (Daha ayrıntılı bilgi için lütfen buraya tıklayınız hahaha)

Damdan düşer gibi girdim, isterseniz başından anlatayım:


Bu Samet oğlan buralarda yok ama kedisi Amos’un beslenmesi için falan anahtarını bırakmış Cemşid’e. Cemşid oğlan da evi gayet benimsediğinden, dün akşam için film seansı yapmak yönünde bir girişimi oldu. Biz de kabul ettik ama babam burada olduğundan önce onunlan buluştuk, birlikte yemek yedikten sonra da Samet’in evine gittik Asya, ben ve kardeşim olarak. Giderken Hare’nin Beyaz çikolata ve mocha kahveli liköründen aldık. Daha önce bahsetmiş miydim bilmiyorum ama tadı neredeyse Bailey’s ile aynı. Lakin içince farkettik ki %17’lik alkol oranıyla Baileys’e nazaran oldukça kafa yapıcı.(Ancak bir hafta sonra farkediyorum ki; Baileys de aynı oranda alkole sahipmiş, resmen döt oldum)

Efendim bu sefer film alma görevi Asya’ya düştüğünden ve kendisi mekandaki kalabalıktan biraz tırstığından hemencecik gözüne ilişen Seven Pounds‘u almış. Benden başka kimse izlememişti, hepsi de beğendiler; düşük tempolu ama güzel bir filmdi bence de. Will Smith “The Pursuit of Happyness”den itibaren bayağı iyi bir oyunculuk sergilemeye başladı nacizane fikrime göre.

Yemezsek daha iyi olacağı için abur cubur hiçbir şey almadık, bir tek film seyrederken Cemşid’in yaptığı lezzetli patlamış mısırları götürdük. Bu arada ortaokul zamanı okuduğum İpek Ongun kitapları bakımından patlamış mısırın adı “mısır patlağı”dır. Birkaç kere bu haliyle kullanıp “farklı” olmak istedim ama şükür ki kullanamadım. Bu “mısır patlağı” ifadesinden tiksindiğimi açıklamak da bugüne nasip oldu, mutluyum.

Hah ne diyordum, geçen yaz çok üşüdüm ben. Bu yaz çok şükür feci sıcak burası, ben de ne kadar şikayet edersem edeyim feci mutluyum. Ancak dün bütün gün yoğun şekilde esen rüzgar, gece 11’den itibaren terastaki minderlerde film seyreten bizleri üşütecek seviyeye ulaştı. Aslında ilk başta sadece ben üşüdüm ve üzerime ince polar battaniye verdiler. Bir süre sonra ise Asya ile kardeş yandan yandan ortak oldular battaniyeme. Böyleceeee temmuz ayında, gayet de battaniye altında film seyrettik efendim, keyfimiz oldukça yerinde bir şekilde.
Sefamız olsun…

Elbette ki tek eksiğimiz yavruşumuz birtanemiz olan kankamdı. İngiltere’deki kankama selam gönderiyorum buradan, sıradaki parça onun için geliyor; Grup Vitamin’den Elalarını Elalarını 🙂
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s