Eskiden bir dost : Dost Kitabevi

Kankam Ankara’ya gitti birkaç günlüğüne. Laf arasında “Ne istersin” diye sormak gafletinde bulundu, ben de bu pası kaçırmayarak ilginç bir şey istedim; Dost Kitabevi’nin kağıt poşetlerinden. Bu, Dost Kitabevi’nde geçirdiğim huzurlu zamanları hatırlatan bir anı niteliğinde. Bendekileri taşınırken atmak zorunda kalmıştım.


Orada geçirdiğim zamanlar genellikle en kendi kendimle başbaşa kaldığım anlar olurdu. Kaset ya da CD almak için param olmazdı genelde, bir kaseti de 3-5 kere gidip gelip, bakıp sonra alabiliyorum. E napalım, yabancı albümler her zaman daha pahalı. O yüzden genellikle kitap kısmına takılır, sonra aşağı kattaki kartlara bakar, illa ki de birkaç tane kart alırdım.
Kitapları da alacağımdan değil. Bakıp anneme adını söylüyorum hoşuma gidenlerin, o da bizim korsan kitapçımız bir çocuk var, ondan alıyor. Korsan macerasına atılmadan önce bir keresinde kendime Dost Kart çıkartmaya niyetlendim ortaokulda; amacım ayda 2 tane falan kitabı taksitle almak ama tabii küçüğüz; velinin imzası lazım formda. Babam reddetti kefilliği, “sen şimdi gider doldurursun, bir sürü borç yaparsın” dedi. O an nasıl üzüldüğümü anlatamam. İstediğimin olmaması nedeniyle üzülmemin yanısıra, bir de babamın beni nasıl bu kadar tanımamış olması ağrıma gitti. Ben her zaman sınırlarını bilen bir insan olmuşumdur. Bir memur çocuğu olarak ne kadar alışveriş yapacağımı iyi biliyordum, asla da öyle sorumsuzca davranıp deli gibi borç yapmazdım. Fakat heyhat! Babama yanlış düşündüğünü söylemek bile mümkün olmadı. Annem de ben üzülmeyeyim diye “Ayda 2 kitap alırım ben sana” vaadinde bulundu. Sonra da bunu “İstersen korsan alayım, o zaman daha çok okuyabilirsin” şeklinde geliştirdi. E 2 kitap normalde 30 milyon falansa, korsan olarak 4-5 kitap alabiliyorsun o paraya. Pek içim ısınmasa da-zira baskı kalitesi epey kötüydü o zamanlar- daha çok okuyabilme fırsatı beni cezbetti ve işte böyle böyle korsana başladık. Kendi paramı kazanmaya başladığımdan beri hep “gerçek” kitap alıyorum, orası ayrı tabii.

Neyse efendim, hala o eski torbalardan kullanıyorlarmış, kankam da alıp getirdi sağolsun. Bir işime yarayacağından değil ama olsun, şimdi çok mutluyum.
Bir keresinde de Kumrular’dan yaprak istemiştim bir arkadaşımdan; hani sonbaharda o yolda koca ağaçlar döker yapraklarını da sen bastıkça çatırdar kurumuş yapraklar…
Aaaah, çok özledim Ankara’yı!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s